GC
güneşi bekliyoruz
uzun bir gecede.
hava serin, toprakta sabahtan kalma yağmur .
sokaklarında günden kalma birikmiş izler.
güneşi bekliyoruz
bu uzun gecede.
dünden kalma keyifler bugüne yansıyan hüzünlerle beraber.
ferah bir balkonda soluyoruz bitkilerle.
her şey olacağı gibi bekliyor yarına dönüşerek.
güneşi bekliyoruz
bu
uzun gecede.
Kaliteli içerikleri var, arada girip okunası
dark matter
as black as future.
dark memories from nature,
traumas behind nurture.
learning process of ontological and epistomological existencial hallucinations:
i am here and ready.
still waiting to wake up.
i am wincing,
i am wincing around.
now, i got stuck in the middle of nowhere.
the dark, the dark is my last name now.
entropy
kalabalıkların arasından sıyrılıyor kendine bulduğu boşluklardan sıza sıza.
akışın bir parçasıymış gibi hareketleniyor kendine çizdiği doğrultuda.
bakanların gözlerine denk geliyor
görenlerin daha da derininine…
yerler kayıyor,
yer olmayanlar sağa ve sola…
itiliyor çekiliyor çarpışıyor
genişliyor olduğu gibi,
olanı tüketene kadar kaybediyor.
kaldırıma kaçışanlar
ne dersiniz etrafta uçuşuşan kuşlar?
bu güzel havada siz de benim gibi bir kenara tünemiş etrafınıza bakınıyorsunuz.
bu çocuklar asfalt yola arnavut kaldırımı taşlarından yaptıkları kalelerin yetişkinler tarafından ayaklarının içiyle her seferinde kenara itildiği bu ölü mahallede top oynayıp çocukluklarını mı yaşıyorlar?
bu ölü insanların yaşadığı mahalleye müzik versem dahi canlanmazmış gibi.
pecha kucha
aciz bedenlerin zihinsel çırpınışları.
gösteriş budalalıkları.
aynılıkların ve tek düzeliğin ortaklığı.
atomun ve evrenin büyük boşluklarında varoluş sancılarını anlamlandırmaya çalışan tanrısal hiçlikler.
basit simulasyonların önemsiz varlıkları henüz nefesiniz kesilmemiş olabilir.
etrafınıza gülen gözlerle bakmak dışında daha günahsız hiçbir şeyiniz kalmadı.
050217
gülüşmeler.
alaycı gülüşler.
şen şakrak bağırışlar.
mutlu haykırışlar.
çığlıklar.
gülen gözler, sessiz.
gülümsemeler.
tellilerden ayrışan üflemeliler.
vurmalıların uyarıcı tonları.
duygu durum bozukluğuna sahip bireyler.
kelimelerin anlamlarında yaşanan yokoluşlar,
varoluşlar.
yüksek debili duru nehirlerde salınan naif ayaklarına bakın.
saçlarını saran çiçek kokulu rüzgara,
seslere.
gülen gözlere, gülümsemelere.
duyusal prizma
kapalı,
ne varsa etrafında.
yaklaşıyor pencereden gelen sese.
perdeleri kapalı bir kış ayında.
arasından sızıyor günün kırılan ışığı.
pink floyd’un dark side of the moon albümünden
enstrümental bir şarkı çalıyor.
any color you like.
göz ucuyla bakıyor,
dudağının kenarında bir gülümsemeyle
ve ayrılıyor.
rare and unfamiliar music hunt diye bir kanaldan şarkılar dinliyorum.